Erzincan Tarihi

Erzincan Tarihi

Erzincan bulunduğu coğrafyadan aldığı özellikleri dolayısıyla, tarihin bilinen en eski devirlerinden beri bir yerleşim yeri olmuştur. Tarih boyunca Aziris, Eriza, Ezirgan, Erzingan gibi değişik şekildeki adlandırılmalarla anılan Erzincan, tarihin kaba ve genel hatları itibarı ile sırasıyla Urartu, Med, Pers, Helen, Roma-Bizans hâkimiyetinde kalmıştır. Hz. Osman zamanında (651-653) İslâm Devletinin hâkimiyeti Erzincan’a uzanmış, bu dönemden sonra Emevi ve Abbasi dönemlerinde Erzincan yöresi Bizans, Arap, Ermeni ve Gürcüler arasındaki mücadelelere sahne olmuştur. XI.yüzyıl başından itibaren Müslüman Türklerin akınlarına sahne olan Erzincan, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra kesin olarak Türk hâkimiyetine girmiştir. Bu esnada büyük çaplı Türk boylarının muhaceretine maruz kalan Anadolu’dan Erzincan da nasibini almış, Kayı, Kınık, Salur, Bayat, Kargın, Çavuldur, Karaevli, Alayundlu gibi Oğuz boylarının iskân sahası olmuştur.

Bölgenin fatihi olan Alparslan’ın komutanlarından Mengücek Gazi’nin adına izafeten Mengücek Devleti olarak anılan devletin merkezliğini yapan Erzincan havalisi özellikle Mengücekli hükümdarı Melik Fahrüddin Behramşah zamanında bir ilim, sanat ve ticaret merkezi olmuştur.

1228′de I. Alaeddin Keykubad zamanında Anadolu Selçuklu Devleti hâkimiyetine girmiş ve 1243′te Anadolu tarihinin dönüm noktalarından biri olan Moğollarla (İlhanlılar) Selçuklular arasındaki Kösedağ Savaşı Erzincan civarında vuku bulmuştur. İlhanlıların dağılmasından sonra 1327-1381 tarihleri arasında Eratnalılar, 1379-1403 tarihleri arasında da Mutahharten Erzincan’da hâkim olmuştur. 1402 Ankara savaşından sonra Anadolu’daki Osmanlı hâkimiyeti büyük ölçüde parçalanırken Erzincan da bundan etkilenmiş ve Karakoyunlular ile Akkoyunlular arasında mücadelenin yoğunlaşma alanlarından birini teşkil etmiştir ve şehir bundan çok olumsuz etkilenmiştir. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan zamanında Erzincan’daki Akkoyunlu hâkimiyeti istikrar kazanmış. Hatta bu durumu yine Anadolu tarihinin dönüm noktasını teşkil eden savaşlardan birini teşkil eden ve Erzincan civarında cereyan eden Otlukbeli Savaşı da (Fatih-Uzun Hasan 11 Ağustos 1473) değiştirmemişti. Akkoyunlu Devleti’nin yerine Safeviler hâkim olunca Erzincan bu sefer Safevilerin elinde kalmıştır. Nihayet bu durum Yavuz ile Şah İsmail arasında cereyan eden Çaldıran savaşı neticesinde (1514) değişmiş bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile beraber Erzincan da Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.

XVI. ve XVII.yüzyıllarda şehrin nüfusu 10.000 civarında idi. Şehrin nüfusu uzun süre artmamıştır. Bunda da en büyük etken, neredeyse belirli periyotlarla şehrin maruz kaldığı depremler ile Osmanlı-İran harplerinde ordunun hareket sahası içinde kalmasıdır.

XIX. yüzyılın sonunda, 1882 tarihli vilâyet salnamesine göre Erzincan Sancağının nüfusu 59.507′dir. Bunun 46.325′i Müslim, 905′i Rum ve 12.277′si Ermeni’dir. Erzincan sancak merkezinde nüfus 16.839′dur ve bunun 5280′i Ermeni’dir.

Osmanlı Devletinin içine düştüğü zaaflar ve özellikle Fransız İhtilâli sonunda yayılan fikirlerin etkisiyle Balkanların ayrı ayrı milletler ve devletler olarak Osmanlı Devleti’nden kopması doğuda Ermenileri de harekete geçiren en önemli sebeplerden biri olmuştur. 1878 Berlin Antlaşmasından sonra Rusya’nın Ermenilere müdahale imkânını kazanması olayları şiddetlendiren faktörlerden biridir.

Ermeni olaylarının yoğunlaştığı alanların en başında gelen yerlerden biri de Erzincan idi. Çete faaliyetleri şeklinde başlayan olayların failleri ve elebaşları başlangıçta yakalanıp cezalandırılmışsa da olayların önü alınamamış huzur ve can güvenliği ortadan kalkmıştır. Ermenilerin siyasî emellerini gerçekleştirmek üzere kurulmuş olan Taşnak ve Hınçak cemiyetlerinin temsilcileri vasıtasıyla diğer

yerlerde olduğu gibi, yöredeki olaylara uzak yakın bütün Ermeniler Türklere karşı harekete geçmek üzere teşvik edildiler.

13 Şubat 1918 tarihi itibarıyla Erzincan düşmandan temizlenmiş kurtulmuştu. Ancak Osmanlı Devleti’nin müttefiklerinin yenilmesi ile beraber imzalamak zorunda kaldığı Mondros Mütarekesi, dökülen kanları, katlanılan fedakârlıkları boşa çıkaracak hükümler ihtiva ediyordu. Bu anlaşma ile beraber ortaya çıkan işgallere karşı koymak ve vatanı kurtarmak maksadıyla başlatılan Millî Mücadele, Erzincan’da da makes buldu. Millî Mücadele’yi yürütme vasıtalarının başında gelen ve Redd-i İlhak veya Müdafaa-yı Hukuk cemiyetleri adını alan teşkilatlanma Erzincan’da da gerçekleşti. Türk devletinin ve milletinin var olma mücadelesine Erzincan bu katkıları yaparken, bütün bu faaliyetlerin baş mimarı, sevk ve idarecisi Mustafa Kemal ile olan irtibatı da bu çerçevede şekillenmiştir.

Erzincan, daha sonra Mustafa Kemal’in 19 Mart 1920 tarihinde müstakil livalara ve kolordu kumandanlıklarına gönderdiği bir tamimle, kendisini 23 Nisan 1920′de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil etmek üzere, Şeyh Ahmed Fevzi Efendi, Emin Bey, Hüseyin Bey, Osman Fevzi Efendi ve Tevfik Bey’den oluşan beş kişiyi seçerek göndermiştir.

Sonuç olarak Erzincan veya Erzincan halkı arşiv kayıtlarına göre çeşitli rütbe ve kademelere mensup toplam 747 kişi resmen İstiklâl Savaşı’na katılmıştır. Bunlardan 195′i şehit düşerken, diğerleri ataları ile beraber gazi unvanını paylaşma şerefine erişmişlerdir. Öte taraftan geride kalanlar zaten içinde bulundukları fakr u zarurete rağmen topladıkları para ve diğer eşyayı göndererek üzerine düşeni yerine getirmiş, bu dar ve zor zamanlarda vatanına ve milletine borcunu ödemiştir.

  • Türkiye Büyük Millet Meclisi
    TBMM
  • T.C. Başbakanlık
    T.C. Başbakanlık
  • Ak Parti
    Ak Parti
  • Erzincan Belediyesi
    Erzincan Belediyesi
JoomShaper